Selma Anneden Mektup

Hayat biz insanlara çok şey sunar. Biz bu sorunları kabul eder ya da etmeyiz. Bakın hayat bana son 10 yılda neler sundu.

Aşık olduğum adamla evlendim. Çocuk istedik ve Allah kısmet etti ve iki yıl sonra sağlıklı bir hamilelik ve doğumdan sonra oğlumuz oldu. Güzel, masum bir bebek insan başka ne ister diye düşündük. Her gün emzirdim. O na sarıldım. O nu sevdim. Ama oğlum beni o kadar da sevemedi sanki. Bana gelip sarılmadı. Anne diye arkamdan ağlamadı.

6 aylık olduğunda elindeki eşyalarla daha çok vakit geçirmeye başladı. Sakin bir bebekti. Çok hareketli değildi. Bu da benim için çok iyi idi. Emeklemek yerine tutunup ayağa kalkmak istedi. Katı yiyeceklere bir türlü geçemedik. Ne zaman katı bir parça versem öğürüp çıkarıyordu. O zamanlar bunun önemini kavrayamadım, üzerinde durmadım ve her şeyi ezerek yedirdim 1 yaşında yürümeye başladı ama hala bir tek kelime konuşmuyordu. Doğum gününde pastasında ki mumları üfleyemedi. Çok üzerinde durmadık. Oğluma sesleniyordum ama o beni duymuyordu. İstediği seslere koşuyor (reklam, televizyon) ama bizlere bakmıyordu. Adını söylediğimizde tepki vermiyordu. Artık oğlum yaşıtlarından farklı bir yerde duruyordu. Bunu iyiden iyiye hissetmiştik. Çocuk doktoruna gittiğimiz aylık kontrollerinde her defasında bu kaygılarımızı anlatıyordum. Doktorumuz oğlumun boy-kilo vs nin iyi olduğunu , göz takibinin iyi olup , algıda seçici davrandığını söylüyordu. Tam da biz annelerin duymak istediği şeyler. Mutlu olup eve geliyorduk. Ama içimize kurt düşmüştü bir kere, doktorumuz ne derse desin çocuğumuzla bir bütün değildik. O bizimle olmuyordu ya da olamıyordu. 1,5 yaşında ve hala konuşamıyordu. Seslendiğimizde bizi duymuyordu. Gözlerini kısarak gülüyor bizi mutlu ediyordu, ama bu da yeterli değildi. İsmini koyamadığımız bir durum vardı. Erkek çocuğu geç konuşur dediler, rahatladık. Ama tek sorun konuşamaması değildi. Sanki bize çok yakın ama uzaktı.

O zamana kadar sanki Mars ta yaşıyormuşuz da hiç bilmediğimiz bu konularla ilgili televizyon ve internet yayınlarını dinlemeye, izlemeye, okumaya başladık. Daha da kafamız karıştı. Kaygılandık. Bazıları oğluma tıpatıp uyarken bazıları uymuyordu. Biz uyanlarla değil uymayanlarla kendimizi kandırıyorduk. Ama artık kanaat getirdik. Oğlumuz mutlaka otistikti, kendi kendimize tanı koymuştuk. Artık nefes alamadığımı, bu dünyanın bana dar geldiğini hissediyordum. Bu korku ve kaygılarla bir çocuk ergen psikiyatrisine gitmeye karar verdik. Oğlum 20 aylıktı psikiyatriste randevuya giderken kalbim öyle hızlı atıyor ve nefesim kesiliyordu ki bayılacağım zannettim. Eşim yanımdaydı, bana göre daha iyi durumdaydı. O na minnettarım. Biz her şeyin en kötüsünü düşünerek gittik. Doktor bize oğlumun konuşacağını, sosyal ve dil olarak geride kalmış olduğunu söyledi. Bizi bir özel eğitim merkezine yönlendirdi. İçimiz rahattı direk bize otistik dememişti. Konuşacağını söylemişti, yani her şey yoluna girecekti. Ohh, bu çok iyiydi. Ama bu yolun uzun ve zahmetli olacağını ancak yaşayarak öğrenecektik. O zamanlar bunu bilemezdik.

Oğlum iki yaşına girdi. Doğum günü mumlarını üfleyemedi. Hediyelerini açmıyordu, belki de bu seremoninin farkında değildi. Evet, farkında değildi, fark etmiyordu. Oğlum hayatın çoğunu fark etmeden kaçıracak mıydı?

Hep böyle kalacaktı. Sorular sorular sorular ama cevaplar yok. Gittiğimiz merkezde her seansta çok ilerleme kaydediyordu. Bunu gözle görüyorduk.6 ay bu merkeze devam ettik oğlum konuşmuyordu ama insanlarla daha ilgi ve farkında lığı yüksekti. Öğretmenine göre çok iyiydi. Seansları azaltarak bitirme kararı aldı. Biz soluğu prof. doktorumuzun yanında aldık prof bu davranışları ara sıra yapması değil devamlı böyle davranıyor olması gerekiyor deyince bu kurumla çalışmaktan vazgeçip nişan taşında başka bir kuruma yöneldik. Para hesabı yapmıyorduk sadece çocuğumuzun iyileşmesini istiyorduk.

Oğlum 2,5 yaşında konuşmuyor, duymuyor, çok hırçınlaştı, ağlıyor. Yeni kurumda derslere başladık oğlumun masa başında vakit geçirdiği devamlı olarak masada oturarak akademik, bilişsel, konuşma, el becerileri gibi çalışamazlar yapılıyordu her seans aynı durum farklı objelerle. Bende her gün evde bir saat bu çalışmaları altı ay boyunca yaptım. Hayatımın en zor bir saatleri oluyordu sizi duymayan anlayan yanıt vermek istemeyen bir çocuk. Bu bir anne için korkunçtu başkalarının işi nasılda kolaydı çocukları söylüyor anne yapıyor kaynaşıyor eğleniyor. Bizim gibi atiği her adımı zoraki atmıyor. Yaşadıklarını sorgulamıyor. Oysa ben onun doğal yolla yaşadıklarını zorlayarak dahi yaşayamıyorum. Bu haksızlık değil de ne bazen isyanlarım oluyor bazen şükrediyorum bu karışık durum iyileşmese bile aydınlanmalıydı. Sorularım cevap bulmalıydı. Bu kurumda pit dersini al. Zaman doldu. şunu yaptık bunu yaptık bir dahaki derse görüşürüz..

Devamlı ağlayan, reddeden bir çocuk yönünü bulamaya çalışan bir anne sanki her şey havada uçuyor, bir şeyleri oturtamıyorum. İçimdeki bir his bir şeyler yapmalısın gitmiyor. Böyle olmuyor diyor. ve 6 ay sonra bu kurumdan da ayrıldık bir tavsiye üzerine Yaman Özel Eğitim Merkezini öğrendik. Randevu alıp gittik. Oğlumun 1 ay sonra 3. yaşını kutlayacağız. Bizi Ülger YAMAN karşıladı Biz ne yapsak nasıl anlatsak diye düşünürken, kaygıdan nefesimiz daralırken Ülger Hanım söze başladı. Şaşırdım biz anlıyordu. Çocukla değil benimle ilgileniyordu. Ben bilmediğim bu konuda doğru kelimeleri bulup derdimi anlatmazken, Sorunumu lafı uzatmadan bir cümleyle özetliyordu sanki benim iç sesimdi beni ve çocuğumu ilk kez görüyor bunları nasıl biliyordu beni bu debelenmeden çıkarıp netleştiriyordu. Buraya teslim olmak istedim her şeyin oğlum için iyi olacağını tamda ümidimi yitirmişken yeniden hissettim. Güçlendim artık bazı şeyleri daha iyi anlıyorum. Derslere başladık oğlum bir yıldırı ilk defa duyusal terapi alıyordu beş seans oldu. Ağız masajı sayesinde oğlum mumları üfleyebilme hemde geçen iki yıla inat üç kez mumları yakıp tekrar tekrar üfledi oğlumu öyle alkışlıyorduk ki o günü hiç unutamam anneler görmek ister alacakları hissederler hislerim beni oğlumla ilgili konularda yanıltmadı hep sorguladım kaderime boyun eğmedim neden mi?

Çünkü sorularım cevaplanıyor, beynim berraklaşıyordu. Biliyordum evet artık biliyordum. Neyi, neden yapıyoruz, ne nelere faydalı, nasıl mı? Biliyorum. Gittiğim kurumun her eğitmeninin her soruma mantıklı ve anlaşılır dilde cevap verebilmesi, beni oğlumla ilgili her konuda eğitmeleri, oğlumu anlamam için Ülger Yaman ı dinlemem yeterliydi. Artık her denileni yapıyorum çünkü inanıyorum. Neden mi? Mantıklı

Oğlum 3,5 yaşında kelimeler söylüyor takıntıları var ama olsun onları halledecek eğitmenleri var. Oğlum 4 yaşında konuşuyor, sesini duyuyorum dünyadaki en güzel ses.

Kurum öncelikli sorunları ilk sırada değerlendiriyor. Buda çocuğumun görünen öncelikli sorununu ortadan kaldırıyor. Hem toplum içindeki baskıdan kurtuluyoruz hem de şevkleniyoruz. Herkes bu çocuk nereye gidiyor, çok iyi olmuş diyor. Ama kurum olabilecek her şeyi ince değerlendiriyor birini bitirip diğer sorunlara odaklanıyor. Evde kurumda seanslar devam ediyor. Her durum için bir sorum, her sorum için verilecek bir cevabı olan kurum. Oğlumla ilgili bir kaygımı dile getiriyorum tüm eğitmenleri birbirinden haberdar. Birine söylüyorum hepsinin bilgisi var inanılmaz koordinasyon. Artık sırtımı dayayabileceğim bir yer var. Ama yinede sorguluyorum. Her koşulda bana mesai harcayan bir yönetici.

Oğlum 5 yaşında okuyor, yazıyor, beni duyuyor, arkadaşları var. Ama yinede farkında lığı yetersiz. Ama kurum hazırlıklı 6 ayda birçok boyutlu bir değerlendirme yapılıyor. Gidişatı inceleniyor. Gözden kaçanları yakalamaya çalışıyorlar. Bu işe eğitmenleri dışında diğer yetkilileride dahil ediyor, sonuçlar değerlendiriliyor. Yapılması gerekenler bana ve eğitmenlere bildiriliyor.

Oğlum 6 yaşında anaokulundaki gösterisinde çok başarılıydı. Tüm görevlerini yerine getirerek beni hem şaşırttı hem de sevindirdi. Artık ona güvenim arttı. Biz kuruma devam ediyoruz. Oğlumun iletişimle ilgili problemleri var, kaygıları var. Ama harika da bir psikoloğu var. Çünkü kurum çocuğum neye ihtiyacı olduğunu belirleyip yönlendiriyor. Anne olarak bu beni çok rahatlatan bi durum yoksa yine sorgulamaya başlayıp başka bir yere gitsek mi? Diyeceğim.

Oğlum 7 yaşında ilkokula başladı. Kurum okuldaki durumuyla yakından ilgilendi. Bu kezde okulla ilgili çıkan sorunlarla mücadeleye başladık. Duyusal ve bireysel terapiler devam ediyor. Kurum yöneticisi Ülger Yaman ve yardımcılarıyla her an değerlendirmeler yapıyoruz. Vakitlerinin azlığı, işlerinin yoğunluğu demeden gönüllü olarak beni dinliyorlardı. Ayaküstü, oturarak, ne olursa olsun beni rahatlamadan, cevaplamadan bırakmıyorlar. Artık biliyorum: çünkü Yaman dan bilgilendirildim.

Eğitildim, dinlendim. Cevaplandım. Pes etmeme izin vermediler. Okumam için kitaplar, izlemem için filmler tavsiye ettiler. Oğluma güvendiler. Başardılar. Daha yolumuz var. Ama bize ne der. Çoğu başardık onlarda bir çözüm bulur başarırız. Bilirsen korkmazsın, bilirsen yaparsın, bilmezsen düz yolunda şaşarsın.

Ben ve canım oğlum şanslıydık. Ama çaba sarf etmeseydik 5 yıldır eğitimlerimizi ciddiye almasaydık. Şuan eminim ki ben oğlumu kaybedecektim. Ama ben, oğlum ve kurumum o çabayı gösterdi. Ama şunu gördüm ki kurum çaba göstermeyen anne ve babalar içinde çaba gösteriyor. Onları eğitmek, onları anlamak ve bilgilendirmek.

Ben bu konulara çok uzak olmama rağmen artık bu tür çocuklar gördüğümde teşhis edebiliyorum. Anneleri uyarıp sanki kendi yerimmiş gibi güvenerek Ülger Yaman a yönlendiriyorum. Hem de ücretsiz olarak değerlendirme yapan bu gönüllü insanları tebrik ediyorum. 4,5 yıldır bu kuruma devam ediyorum. İlk gün gittiğim Ülger Hanım. Hala aynı amatör ruh ve gönüllü eğitmen kuruma ne bir hediye almışlığım nede bir çiçek göndermişliğim vardır. Ancak sonsuz minnettarlığım var. Lütfen hakkınızı helal ediniz.

Benim ve benim gibilerin yolları uzun, kafaları dumanlı bedenleri yorgun. Ama kalpleri sevgi dolu o sevgiyi çocuklarımıza verelim yeter. Bu özel çocuklarımızı anlayan, eğiten, gözeten, ama en önemlisi seven bir kurumda ve eğitmende olabilmektir.

Kapıcısından, aşçısına, temizlikçisinden, servis şoförüne kadar herkesin nasıl davranmasını ve çocuklarımıza ilişkin kaidelerin öğretildiği, eğitildiği bir kurum düşünün

YAMAN ÖZEL EĞİTİM

VELİSİ: SELMA YILDIRIM